Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte Hazar Denizi, kapalı bir su havzası olmaktan çıkarak enerji jeopolitiğinin ve bölgesel güç rekabetinin merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Beş kıyıdaş devlet arasında yürütülen hukuki statü tartışmaları, hidrokarbon rezervlerinin paylaşımı, boru hattı projeleri ve askeri denge arayışları, Hazar’ı Avrasya güvenlik mimarisinin kritik bir bileşeni konumuna taşımıştır. Kurumsallaşan yeni hukuki çerçeve, normatif bir düzenlemenin ötesinde Avrasya güç dengelerinin yeniden yapılandırılmasının bir tezahürü olarak değerlendirilmektedir. Hazar’ın statüsüne ilişkin belirsizliklerin giderilmesi süreci; kıyıdaş devletler arasındaki güç mücadelesi, enerji güvenliği stratejileri, askerî denge arayışları ve dış aktörlerin nüfuz politikaları bağlamında analiz edilmektedir. Hukuk ile güç arasındaki etkileşimi merkeze alan bu çalışma, Hazar’ı yalnızca bir enerji havzası olarak değil Soğuk Savaş sonrası Avrasya güvenlik mimarisinin dönüşümü bağlamında inceleyen analitik bir başvuru kaynağıdır. Normatif düzen ile jeopolitik rekabet arasındaki etkileşimi Hazar örnekleminde ortaya koyan eser; güvenlik araştırmaları, uluslararası ilişkiler tarihi ve strateji alanlarındaki akademisyenler ile konuya ilgi duyan tüm okuyucular için kuramsal ve jeopolitik bir perspektif sunmaktadır.