anında keseli sıçan ağzı ve gözleri açık halde dona kalır. Nefesi yavaşlar, vücut ısısı düşer, dili mora çalar ve anal bezlerinden çürümüş bir cesedi andıran keskin bir koku yayılır. Adeta bir ölü gibi görünür.Ancak değildir.Bu ürkütücü performansın altında tetikte, algıları açık, kaçmaya hazır bir canlı vardır. Tıpkı Schrödinger’in ünlü düşünce deneyindeki kedisi gibi, o da bir anlamda hem ölü hem diridir.Peki ölüm gerçekten yalnızca insana özgü bir kavram mıdır?Bu kitap, keseli sıçanın “ölü taklidi”nden yola çıkarak hayvanların ölümle kurduğu karmaşık ilişkiye değiniyor. Kendi cenazesine katılan karıncalardan, cesetleri inceleyen ve temizleyen şempanzelere; sahiplerinin bedenini yiyebilen köpeklerden, bir ölümün gerçekleştiği yere temkinle yaklaşan kargalara; fildişi biriktiren fillerden, ölü yavrularını haftalarca yanlarında taşıyan balinalara kadar uzanan çarpıcı gözlemlerle farklı hayvanların bakış açılarından ölümü nasıl algıladıklarını keşfedeceğiz.Uzun süre boyunca insanın ölüm bilincine sahip tek tür olduğu düşünülmüştür. Oysa etolojideki güncel bulgular ve karşılaştırmalı psikolojinin sunduğu veriler, bu inancın insan merkezci bir yanılsama olabileceğini göstermektedir. Ölüm karşısındaki davranışlarımızın sandığımız kadar benzersiz olmadığını; yasın, kaçınmanın, merakın ve hatta ritüelin başka türlerde de izlerini bulabileceğimizi ortaya koymaktadır.