“Yabancılaşmış insan, kendi ellerinin ürünü olan şeyler ve koşullarla karşı karşıya olduğunu görür; ama bu şeyler ve koşullar sanki onun karşısına dikilen bağımsız güçlermiş gibi görünür. Güçlü araçlardan ve karmaşık koşullardan oluşan bir dünya yaratmıştır, ama artık onların denetimini kaybetmiştir. Kendi yarattığı şeyler tarafından yönetilir hale gelmiştir.”Erich Fromm’a göre modern insanın korkuları, yalnızlığı, aidiyet arayışı ve giderek derinleşen yabancılaşması yalnızca bireysel bir ruh halinin değil, toplumsal bir bunalımın da yansımasıdır; değişimin şartı ise insanın yaşamı seçmesi ve yeniden hümanizmi deneyimlemesidir. Farklı dönemlerde kaleme alınan bu metinler, okuru bugün de güncelliğini koruyan sorular etrafında buluşturuyor: İnsan neden giderek daha güçsüz hissediyor? Toplumun “normal” saydığı şeyler gerçekten sağlıklı mı? Ve bütün bu krizlerin ortasında, insanca bir yaşam hâlâ mümkün mü?