Dünyada insana yardımı amaçlayan pek çok psikoterapi yaklaşımı uygulanmaktadır. Psikoloji alanında bu yaklaşımlardan biri olan Pozitif ve Kültürlerarası Psikoterapi insanın doğuştan iyi olduğu görüşünü savunur. Buradaki “pozitif” kavramı salt olumlu olanı ele almayıp insanın yaşamında var olana odaklanır. Var olanı hem olumlu hem de olumsuz taraftan bütüncül bakış açısıyla değerlendirir. Pozitif ve kültürlerarası psikoterapi insanın sevme ve bilme kapasiteleri ile donatıldığını savunur ve üç temel ilke üzerinden hareket eder. Bu ilkelerden ilki Umut’tur. Umut ilkesi, bireyin yeteneklerine, mevcut kaynaklarına odaklanır. Bu yaklaşımı, bireyin kapasitelerine odaklanarak sorunlarına başka bir açıdan bakması ve sorumluluk almasını sağlar. İkinci ilke ise denge modeline dayanmaktadır. Bu modele göre insan yaşamı dört temel alandan oluşur (beden/duyular, başarı/verimlilik, ilişki/duygular gelecek/anlam/maneviyat).Bu alanlar temel ihtiyaçlarımız ile yakın ilişki içerisindedir. Pozitif ve Kültürlerarası Psikoterapi yaklaşımına göre, bireylerin tam olarak sağlıklı ve üretken olabilmeleri, bu dört temel yaşam alanına verdikleri önem, ayırdıkları zaman ve harcadıkları enerjide dengeyi sağlayabildiklerinde mümkündür. Bireyler bu alanlar arasında denge kuramazsa yaşamlarının bir veya birden fazla alanında dengesizlik ve problemler ortaya çıkabilir. Bu nedenle, bireylerin yaşamlarını dengede tutmaları, sağlıklı ve tatmin edici bir yaşam sürdürmeleri açısından büyük önem taşır. Üçüncü ve son ilke konsültasyondur ve beş aşamadan oluşmaktadır. Bu beş aşama; gözlem/mesafe koyma, envanter alma, durumsal cesaretlendirme, sözelleştirme, amaçların genişletilmesidir.