Medya, bazen bir tanık, bazen bir sahne, bazen de toplumun hafızasını kuran görünmez bir eldir. Neyin hatırlanacağına, kimin unutulmayacağına, hangi yüzlerin bir dönemin simgesine dönüşeceğine çoğu zaman o karar verir. Toplumsal Hafıza, Şöhretler ve Medya, tam da bu kesişim noktasına bakıyor; ünlülük, kamusal yas, ritüeller ve medya olayları arasındaki ilişkiyi Türkiye'nin yakın tarihinden dört isim üzerinden düşünmeye açıyor. Uğur Mumcu, Zeki Müren, Lefter Küçükandonyadis ve Tarık Akan… Her biri kendi alanında iz bırakmış bu figürler, yalnızca hayat hikâyeleriyle değil toplumun kendini görme ve anlatma biçimiyle de hafızada yer edinir. Sinema, televizyon ve basın, onları sadece görünür kılmaz; aynı zamanda etraflarında ortak duygular, değerler ve simgeler örer. Bu kitap, medyanın bellekle kurduğu ilişkiyi, Türkiye'nin siyasal, kültürel ve duygusal katmanları arasında dolaşarak ele alıyor; hatırlamanın da en az unutmak kadar toplumsal bir mesele olduğunu gösteriyor.