Cezaevi, yalnızca kapıların kapandığı bir yer değildir. İmzaların ağırlaştığı, suskunlukların çoğaldığı, zamanın başka türlü aktığı bir eşiği temsil eder.Paslı Anahtar, ceza adaleti sisteminin içinden bakan bir tanığın kaleminden; mahpusların, ailelerin ve cezaevi çalışanlarının ortaklaştığı görünmez yükleri anlatıyor. Bu kitapta yüksek ses yok.İddia yok.Savunma yok.Sadece yaşanmışlıklar var.Bir anahtar sesi, bir imza, cevapsız kalan bir dilekçe, camın ardında bekleyen bir çocuk…Ve bütün bunların insanda bıraktığı iz.Bu bir cezaevi kitabı değil.Bu, cezanın duvarların dışında da devam ettiğini gösteren bir vicdan tanıklığı.