Marx’ın Kapital’i sermayenin doğası ve iç eğilimleri hakkındaydı. Marx bu çalışmasında sermayenin her zerresinin sömürünün ürünü olduğunu kanıtladı ve sermayeyi tüm toplumsal üretkenliğin kaynağıymış gibi sunan sermayenin politik iktisadının bu gerçeği gizemli bir perdeyle örttüğünü açığa çıkardı. Ama planladığı Ücretli Emek üzerine kitabını yazamadığı için de bir bütün olarak kapitalizm çözümlemesi eksik kaldı.Michael A. Lebowitz bu çalışmasında, yazılmadan kalmış bu kitabın olası içerimlerini ele alıyor, Marx’ın yöntemine ve öncüllerine sadık kalarak, işçi sınıfının politik iktisadının kurucu önermelerini geliştiriyor. Bir tarafta sermayenin kendini değerleme ihtiyacı, diğer tarafta ise ücretli emekçilerin kendi gelişme ihtiyaçları vardır. Sermayenin politik iktisadı işçiler arasındaki ayrışmanın artırılmasına, işçi sınıfının politik iktisadı ise bu ayrışmanın azaltılmasına dayanır.İşçilerin kapitalizm içinde üretkenlik artışlarından pay alarak gerçek ücretlerini artırmaları ve bu yönde mücadele etmeleri olası bir seçenektir. Ama bunun sonu yoktur, zira sermayenin sürekli yarattığı yeni ihtiyaçlar yüzünden işçilerin göreli yoksullaşması ve sermayeye bağımlılığı hiçbir şekilde ortadan kalkmaz; sermaye kendi ihtiyaç duyduğu türden ücretli emekçileri üretmeye ve yeniden üretmeye devam eder. İşçi sınıfının politik iktisadı, doğrudan artık değer üretiminde rol alsın ya da almasın, kolektif işçinin bütün kollarını ortak toplumsal üretkenliklerinin meyvelerini kendilerinin kılacakları bir toplumu kurmaya çağırır. Bunu yapmalarının yolu da, koşulları değiştirirken aynı zamanda kendilerini de dönüştürecekleri bir devrimci praksisten geçmektedir.