Psikanaliz kadını "eksiklikle" tarif ediyordu: Erkektekinin aksine kendisinde bulunmayan bir "fizyolojik eksikliğe" sahip, bu eksikliğin yarattığı kıskançlığı hiçbir zaman tam anlamıyla aşamayacak bir varlık.Karen Horney, Kadın Psikolojisi'nde psikanalizin kurucusu Sigmund Freud'un erkek egemen görüşlerini cesurca sorgulayarak itirazlarını yükseltiyor: Mesele teoride değil ölçüttedir. Erkeği insanın ölçüsü kabul eden psikanaliz, "erkek bir dehanın" eseridir ve bu nedenle merkezine erkek psikolojisini almıştır.Horney ise kadın psikolojisini erkek psikolojisinin bir türevi olarak değil, kendi özgüllüğü içinde ele alır. Yalnızca Freud'un penis kıskançlığı kavramını değil, aynı zamanda gebelik, doğum, annelik ve emzirme gibi kadın deneyimlerinin neden psikolojik kuramların merkezinde yeterince yer almadığını sorgular. Dahası, aksine, erkeklerin kadının yaşam verici gücüne yönelik kıskançlığının –hatta korkusunun– da psikolojik bakışta etkin rol oynayabileceğini gösterir. Kadını pasif ve mazoşist, erkeği etkin ve sadist olarak tanımlayan basmakalıp kabullere de karşı çıkar. Çünkü ona göre insan psikolojisi, cinsiyetlere önceden dağıtılmış değişmez özelliklerden ibaret değildir.Kadın Psikolojisi, yalnızca kadınların ruh dünyasına dair öncü bir çalışma değil, psikolojinin kendisine yöneltilmiş, sınırlarını genişletirken insanı merkeze alan, daha özgür ve daha kapsayıcı bir düşüncenin de kapısını aralayan, temel bir sorgulama..."Erkek merkezli kültürümüz, kadının ve onun bireyselliğinin gelişmesine elverişli değildir."