Yaşamak, ölümü tasarlamaktan daha zordur bazen. Robert Turin,anlamını yitirmiş bir hayatı nasıl zarafetle sonlandırabileceğini planlayan kırklı yaşlarında bir adamdır. Multipl skleroz bedenini yavaşça teslim alırken o, İsviçre’de ölümü “resmi bir hizmet” gibi sunan bir dünyaya ulaşmaya karar verir, ne var ki bunun için önce bakımevinden kaçması, sonra da ona yardım edecek birini bulması gerekmektedir.Bu tasarısını hayata geçirmek isterken ölümün bile kendineözgü bir mizah ve nezaketle karşılanabileceğini gösterir. RobertTurin’in hikâyesi, ölümü planlarken bile yaşama sımsıkı sarılan biradamın sessiz direnişidir, bazen insan son vedasını planlarken bilekalbinin hâlâ attığını fark eder. Daniel Wisser, Dağların Kraliçesi’ndekara mizahla ince bir hüznü ustalıkla harmanlıyor; 2018 AvusturyaKitap Ödülü’ne layık görülen bu roman ölümün çevresinde dolanırken aslında yaşamın özünü yakalıyor: Yer yer sıcak ve esprili, yer yer acımasız ve hüzünlü.