Bir adım atarsın… ve o adım, içinin en sessiz yerinde yıllardır çatlamayı bekleyen karanlığı uyandırır. Karanlık, senden saklanmış bütün anları tek tek geri çağırır; ve sen, kendi sesinin yankısını ilk kez yabancı bir itiraf gibi duyarsın. Bu yol, kimsenin tarif edemediği bir iç labirenttir. Nerede başladığını bilmezsin, nereye vardığını da. Zamanın akmayı unuttuğu dar geçitlerde, benliğinin gömdüğü yüzler birer birer karşına çıkar. Burada ışık yoktur ama gölgeler susmaz. Ve her gölge, seni kaçtığın hakikatin tam ortasına sürükler. Çünkü sonunda geriye yalnızca bir gerçek kalır: Karanlıkta bile seni unutmayan o derin yankı. Şimdi söyle: O yankının taşıdığı hakikate bakacak mısın? Yoksa gözlerini kapattığında üzerine çökecek rüyadan mı korkuyorsun?