Bir keresinde Anadolu’da bir şehirde bir arkadaşla tanışmıştım. Kitabını imzalamamı istedi. İsmiHüzün’dü. Çok değişik değil mi? Bana da öyle geldi. İlk kez ismi “Hüzün” olan biriylekarşılaşıyordum. Hatta ilk kez böyle bir isim duyuyordum. Nedenini sordum. Önce anlatmakistemedi. “Bir hikâyesi olmalı bu ismin.” dedim. “Aslında var.” dedi. Biraz zorlansa da anlattı.“Dedem koymuş ismimi. Ama onun için de zor olmuş. Babam ben doğmadan beş altı ay öncevefat etmiş. Annem de ben doğduktan birkaç ay sonra bir kazada. Dedem ve babaannem bana enuygun ismi bulmuşlar, kulağıma ‘Hüzün’ diye fısıldamışlar.”…Cânım kâri, herkesin bir hikâyesi var bu dünyada. Bazıları hikâyelerini anlatır, anlatmayamecburdur ve hatta anlatmazsa yaşayamaz. Bazıları anlatmaz, anlatamaz; utanır, saklar vesaklanır; hatta belki anlatırsa yaşayamaz. Bazılarıysa anlatmaya fırsat bile bulamaz. Çünkü kimsesormamıştır, soran kimsesi olmamıştır.Bu da öyle bir hikâye işte.