Bırakın şu küskün, yakalanmış halleri canım. Küçük meraklar, oyunlar, gösterişler peşindeyiz hep. Bu besbelli işte. Savunmaları mı gerek, dediğimde, iş savunmaya dökülünce kimsenin haksız çıkamayacağını düşünmüştüm. Haksız çıkamamak. Az acı mı bu?Bir evde yaşayan dört kişi: Anne, baba, oğul ve gelin. Görüntü sıradandır ama yaşananlar öyle değil. Vüs’at O. Bener’in kendi deyişiyle “dış aksiyondan çok, iç aksiyon üzerine” kurduğu eser, okuru bir ıhlamur ağacının sembollerle dolu gölgesine götürüyor. Gizli duyguları; kırgınlıkları, bastırılmış öfkeleri ve iletişimsizliği görünür kılıyor.Bener’in benzersiz dili, gündelik konuşmaların içine yerleştirdiği psikolojik gerilim ve ince ironiyle birleşerek edebiyatımızın unutulmaz metinlerinden birini yaratıyor.1963 Türk Dil Kurumu Tiyatro Armağanı’nı kazanan, Devlet Tiyatroları’nda da sahnelenen Ihlamur Ağacı, okundukça yeni anlam katmanları açan bir oyun.“Ihlamur Ağacı’nı benzeri aile dramlarından farklı kılan, yüzey gerçeğinin altında yatan iç uyumsuzluğu ve bu uyumsuzluğun neden olduğu gerilimi, büyük olaylara başvurmadan aktarabilmiş olmasıdır.”–Sevda Şener